Friday, Jun 18th

Last updateMon, 07 Jun 2021 2pm

Buradasınız: Home Makale

Plastik Film Ambalaj Malzeme Bileşenlerinin Migrasyonu

Özet

Günümüzde plastikler hafif olmaları, esnek/sert yapıda olabilmeleri ve kırılma gibi dış darbelere dayanıklı olma özelliklerinden dolayı gıda başta olmak üzere birçok ürünün ambalajlanmasında tercih edilmektedirler. Plastik ambalajların üretimi sırasında kullanılan kimyasal maddelerin gıda ile etkileşimi ve transferi plastik ambalajlarda migrasyon olarak tanımlanmaktadır. Migrasyonun plastik ambalajlarda oluşması gıda yapısı, temas süresi, temas sıcaklığı, ambalaj yapısı ve ambalaj içeriğindeki bileşenlere bağlıdır. Özellikle uygun yöntemlerle işlenmeyen plastiklerin yapılarında kalan serbest monomerler ve düşük molekül ağırlıklı bileşikler migrasyona neden olur. Migrasyonun belirli değerlerin üzerinde ortaya çıkması da insan sağlığı açısından olumsuz etkilere neden olabilir.

Çalışma kapsamında migrasyonu ortaya çıkaran faktörler, plastik ambalaj malzemelerinin yapısındaki kimyasal maddelerin migrasyona etkisi ve migrasyon testleri incelenerek baskılı ve baskısız plastik ambalajlarda migrasyon konusu irdelenmiştir.

Anahtar Kelimeler: Polimerler, Ambalaj, Kontaminasyon, Migrasyon

1.Giriş

Ambalaj; her türlü ürünü üreticiden tüketiciye ulaşıncaya kadarki süreçte ve tüketim süresi boyunca koruyacak nitelikte olmalıdır. Bazı ambalaj malzemeleri fiziksel ve kimyasal yapısına ve dış etkenlere bağlı olarak gıdaya nüfus etme eğiliminde olabilirler. Gıdalarla temas eden ambalaj malzemeleri gıdaların yapılarının bozulmasına sebebiyet verebilirler. Özellikle ambalaj ürünlerinde yaygın olarak kullanılan plastik esaslı malzemeler uygun olmayan işleme koşulları ve farklı ortam sıcaklıkları sonucunda migrasyonu oluştururlar. Migrant olarak gıdaya geçen maddeler gıdanın organoleptik özelliklerini etkileyebilir ve bunlardan bazıları toksik, kanserojen vb. olabilirler. Zararlı olan bileşenlerin gıdaya geçmesi insan sağlığı ve çevre konusunda olumsuz etkilere neden olabilir. Örneğin; gıda ambalajı olarak kullanılan PVC’nin yapısındaki vinil klorür kanserojendir. Fakat polimerizasyon sırasında vinil klorür monomeri PVC’ye dönüşür ve böylece serbest vinil klorür miktarı insan sağlığına zararlı olmayacak düzeye inerse PVC’nin gıda ambalajı olarak kullanımı uygun olur [1].

Ambalaj malzemesinden gıdaya olan göç, gıda için bozucu veya iyileştirici sonuçlar doğurabilir. Toksik bileşenlerin gıdaya olan migrasyonu gıda güvenliğine yönelik ciddi bir risktir. Benzer şekilde belirli maddelerin gıdaya migrasyonu yine gıdanın duyusal olarak bozulmasına neden olabilir. Diğer bir yandan antioksidanların ve anti mikrobiyal maddelerin gıda üretiminde belirli oranda gıdaya katkı maddesi olarak migrant olması ürünün raf ömrünü iyileştirmektedir [2].

Gıda üretiminde ambalajın amacı, içerisine konulan ürünü mikrobiyal – kimyasal kontaminasyonlardan, oksijen, su buharı ve ışıktan korumaktır. Ambalaj malzemesi insan sağlığını tehdit eden bir faktör olmamalıdır [3].

Tüketici sağlığını korumak ve gıda maddelerine migrasyonla herhangi bir kirliliğin gelmesini engellemek için plastik malzemelerle ilgili iki tür migrasyon limiti oluşturulmuştur: Birincisi gıda ile temas eden malzemelerden gıda maddesine geçebilen tüm maddeler için oluşturulmuş bir limittir ve toplamda 10 mg madde/dm2 (ambalaj malzemesinin alanı) geçmemelidir. İkincisi spesifik migrasyon limitidir ve gıdaya geçebilen her bir madde için toksikoloji değerlendirilmesine dayanarak sabitlenmiştir. Spesifik migrasyon limiti genelde Avrupa Bilimsel Gıda Komitesi tarafından belirlenen kabul edilebilir veya tolere edilebilen günlük alıma göre oluşturulur. Spesifik malzemeler için mevzuatlar çerçeve çalışmaları tüzüğünde listelenen malzemeler grubunu kapsar. Son zamanlarda spesifik malzemelerdeki mevzuatlar seramikler (kadmiyum ve kurşun migrasyon limiti), rejenere edilmiş selüloz filmler, plastikler ve geri dönüşümlü plastikler içindir [4].

İnsan sağlığı ve çevre açısından tehdit oluşmaması için diğer ambalaj türlerinde olduğu gibi plastik ambalajda da migrasyonu ortaya çıkaran faktörler belirlenerek güvenilir gıda ambalajları üretilmelidir. Migrant olan maddelerin etkileşim türleri ve plastiğin yapısındaki kimyasalların ne derece migrasyona neden oldukları migrasyon testleri yardımıyla belirlenmelidir. Böylelikle üretilen plastik ambalajların gıdaların organoleptik özelliklerini ve insan sağlığını etkilememesi için gerekli önlemler alınabilir.

2.Ambalaj Malzemesi Olarak Kullanılan Plastik Malzemeler

Ambalaj malzemesi olarak kullanılan ve ticari adını plastik olarak nitelendirdiğimiz termoplastikler, ısıtıldığı zaman eriyebilen ve yeniden şekillendirilebilen polimerlerdir. Bir kere eritildikten sonra enjeksiyon kalıplama ve ekstrüzyon gibi tekniklerle her türlü şekilde kalıplanabilme özelliğine sahiptirler. Bu da plastik malzemenin gıda ambalajlamada tercih edilme sebeplerinden biridir [3]. Plastikler yapısal özelliklerine göre farklı türlerde olabilmektedirler. 

2.1.Plastik türleri

Polietilen Tereftalat (PET): Tamamen geri dönüştürülebilir yapıda olan polietilen tereftalat; polyester ailesine ait poli kondenzasyon metoduyla üretilen termoplastiktir. Polyester grubundan olan PET, doğrusal bir termoplastik polimerdir. Genellikle sentetik elyaf, gıda paketleme endüstrisi ve özellikle şişeleme gibi alanlarda oldukça yaygın kullanılmaktadır. Formülü (C10H8O4) n’dür. Erime 235°C ve 260°C arasında olan polietilen terefitalat; yüksek sertlik, iyi işlenebilirlik, boyutsal kararlılık ve güneş ışınlarına (UV) dayanımı özellikleriyle tercih edilmektedir. Özellikler yiyeceklerin ve içeceklerin ambalajlanmasında koku, su ve gaz geçirgenlikleri düşük olduğu için kullanılmaktadırlar.

Yüksek Yoğunluklu Polietilen (HDPE): Paketleme, ince film kaplama, boru gibi üretim endüstrilerinde kullanılan HDPE; Polietilen petrolden üretilen bir termoplastik polimerdir. 

Düşük Yoğunluklu Polietilen (LDPE): Düşük yoğunluklu bu polietilen, radikal zincir polimerizasyonu yöntemi ile sentezlenir. HDPE‘ye göre daha çok dallanma gösteren bir polimerdir. LDPE gıda ambalajı olarak en yaygın kullanıma sahiptir.

Polivinil Klorür (PVC): Vinil klorür monomerlerinin polimerizasyonu ile elde edilir. Uzun ömürlü, hafif ve sudan etkilenmeyen yapıları tercih edilmesini sağlamaktadır. Termoplast bir ürün olarak farklı işlemeler neticesinde sert, yumuşak, opak ve saydam formlarda elde edilebilmektedir. Genellikle yumuşak formda elde edilen polivinil klorürler film veya folyo gibi malzemelerin üretiminde ve ambalajlamada yer alırlar.

Polipropilen (PP): Polipropilen kimyasal solventlere, asit ve bazlara karşı çok dirençlidir. Polipropilen monomer propilenin polimer hale getirilmesiyle elde edilen bir termoplastiktir. Polietilenden sonra dünyada kullanımı en yaygın olan ikinci plastik türüdür. 

Polistiren (PS): Ucuz ve sert bir termoplastik polimer olan Polistiren, kolay işlenir ve yoğurt, ayran, dondurma ambalajları gibi birçok gıdanın ambalajlanmasında kullanılır. Polistiren, aromatik stiren monomerinden sentezlenir. 

Polikarbonat (PC): Düşük özgül ağırlığa sahip olan Polikarbonat yüksek darbelere dayanıklıdır. Kolay işlenebilir olmasından dolayı ticari polimerler arasında yer almaktadır. Gıda ambalajlarında kullanımı tercih edilir.

2.2. Plastik üretiminde kullanılan katkı maddeleri

Plastiklerin üretiminde kullanılan katkı maddeleri katalizörler, emülgatörler, plastifiyanlar, ısı ve ışık stabilizörleri, antioksidanlar, UV ışığı absorbe ediciler, antistatik maddeler, renklendiriciler, dolgu maddeleri ve yağlayıcılardır [5].

Plastik ambalaj üretiminde; iki yüzey arasındaki sürtünme, aşınma ve ısıyı azaltmak için yağlayıcılar, plastiğe rengini vermek için renklendirici olarak pigment veya boya, plastiğe yumuşaklık ve esneklik sağlaması için plastifyanlar, plastiğin kolay işlenebilmesi için dolgu maddeleri, UV ışınlardan etkilenmemesi için UV stabilizörler kullanılır.

2.3.Plastik malzemelerden gıdaya migrant olabilen maddeler

Plastik malzemeden gıdaya migrant olabilecek migrantlar; başlangıç bileşenleri, monomerler, katalizörler, çözücüler ve ambalaj katkılarıdır. Bunların yanı sıra, plastikleştiriciler, ışık stabilitörleri, ısıl stabilitörler, yağlanma ajanları, statik elektrik önleyiciler, optik özellikleri modifiye ediciler, bütil hidroksitoluen (BHT) ve Irganox gibi antioksidan özellikteki koruyucu katkı maddeleri ile adipik asit, tolüen, bütanon 2 – etil asetat, hekzan gibi çözücüler de materyalden ürüne migrant olabilmektedir [6]. Plastik ambalaj malzemelerinde bulunan ve migrant olan bu katkı maddeleri ve çözücüler çeşitli sağlık sorunlarına neden olabilmektedir (Tablo 1).

Tablo 1. Plastik ambalaj malzemelerinin tartışılan insan sağlığına zararları  [3].

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

3.Plastik Ambalajlarda Migrasyonu Ortaya Çıkaran Faktörler 

Migrasyon; ambalajlama ve depolama sıcaklığı, uv ışığına maruz kalma ve ürünün depolama süresi gibi koşullara bağlı olarak ambalaj materyali ile gıdanın etkileşime girmesidir [6].

Migrasyon, toplam ve spesifik olarak ambalajdan - gıdaya ve gıdadan - ambalaja iki yönlü gerçekleşir. Toplam migrasyon, ambalaj malzemesinden gıdaya geçen toplam madde miktarıdır. Spesifik migrasyon ise özellikle toksikolojik açıdan önemli olan ya da migrasyon mekanizmasını ve miktarını belirlemek için düzenlenmiş deneylerde kullanılan bileşiklerden bir ya da iki tanesinin belirlenmesidir [1]. Ambalaj malzemesi ile gıdanın etkileşimi sonucu ortaya çıkan migrasyon difüzyondur. Bu difüzyonda ambalaj malzemesinden gıdaya düşük molekül ağırlığına sahip bileşenler transfer olurken, kimyasal potansiyeli yüksek olan alandan düşük olan alana doğru difüzlenmeye bir eğilim olur. Plastik ambalaj malzemesinden gıdaya geçiş yapması olası maddeler düşük molekül ağırlığına sahip bileşenlerdir. Bu bileşenler; plastik ambalaj malzemesinin yapısındaki monomerler veya oligomerler olabildiği gibi plastik malzemeye polimerin işlenmesi sırasındaki ilave edilen katkı maddeleri de olabilir [7].

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Şekil 1.  Polimer – Gıda Etkileşiminde Migrasyon Modeli [7]

Şekil 1 incelendiğinde polimer tabakasına geçen gıda ve bu gıda bileşeniyle şişen bir ara polimer tabakası görülmektedir. Katkı maddelerine ait konsantrasyon eğimi; şişme olmayan polimer tabakasında difüzyonun gerçekleştiği, şişmenin görüldüğü tabakada ise katkı maddelerinin çok daha hareketli olduğu ve ara yüzeyde konsantrasyonun birden bire değiştiği varsayılarak belirlenmektedir [7].

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Şekil 2.  Plastik malzemenin sıvı gıdayla olan etkileşimi 

Plastik ambalaj malzemesinde migrasyonu ortaya çıkaran faktörler farklı parametrelere bağlı olarak değişebilmesine karşın başlıca etkenler bulunmaktadır. Bunlar;

•Temas Süresi: Plastik ve gıdanın temas süresi doğru orantılı bir şekilde migrasyonun oluşmasında etken olur (Şekil 2).  

•Sıcaklık: Sıcaklığın belirli dereceler üzerindeki artışı ile plastik malzeme migrasyonu artabilir.

•Migrantların konsantrasyonu: Malzemenin yapısında bulunan katkı maddelerinin (migrantlar) başlangıç konsantrasyonu, migrasyon oluşumu ve artışıyla beraber doğru orantılıdır.

•Plastik malzemenin kalınlığı: Plastik malzemenin belirli bir kalınlığa kadar migrasyon değeri kalınlıkla doğru orantılı olarak artmaktadır. Migrasyon artışının son bulduğu bu malzeme kalınlığı “Sınır Kalınlık” olarak ifade edilir ve her bir plastik malzemesinin türüne göre bu değer farklılık gösterebilir.

•Plastik ve migrantların yapısal özelliği: Yapılan araştırmalar plastik çeşitlerine göre migrasyon değerlerinin farklılık gösterdiğini ortaya koymaktadır. Plastik malzemeler çeşitlerine göre yoğunluk, erime akış indeksi gibi farklı yapısal özelliklerdedir ve bu farklılıklar migrasyon değerlerinde değişime neden olmaktadır. Migrasyon değerleri plastik türlerine göre sırasıyla LDPE > HDPE > PP > HIPS > PS > Sert PVC şeklinde giderek azalan bir yapıdadır. Plastiğin yoğunluğunun artmasıyla migrasyon değerinde azalma gerçekleşmektedir. Bunun yanı sıra plastik malzemeden gıdaya geçiş yapan migrantların molekül ağırlıkları migrasyonu etkilemektedir (Tablo 2).

Tablo 2. Molekül ağırlıklarına bağlı olarak migrantların davranışları [7].

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

4.Migrasyon Testleri

Yasal koşullara göre gıdayla temas eden her bir ambalaj malzemesi için migrasyon değerleri belirli bir sınırın altında olmalıdır. Üretilen ambalajların bu sınır değerin altında olup olmadığını belirlemek üzere migrasyon testleri yapılmaktadır. Plastik malzemeden gıdaya geçen maddelerin değerini belirlenmek için “toplam migrasyon testleri” ve “spesifik migrasyon testleri” yapılmaktadır [2].

Toplam Migrasyon Testleri: Toplam migrasyon testlerinde ambalajdan gıdaya geçen tüm maddelerin (monomerler, katkı maddeleri vb.)  toplam miktarı belirlenmektedir [7]. Toplam migrasyon testleri gıdaya temas eden plastik esaslı malzemelere uygulanır. 

Toplam migrasyon testleri gerçekleştirilirken plastik materyalin gıda simulantında bekletme süre ve sıcaklığı olarak o gıdanın gerçekteki saklama koşullarını (sıcaklık/süre) uygulamak çoğu zaman olanaksızdır. Bu nedenle migrasyon testlerini daha pratik hale getirmek için aynı miktarda madde geçişini sağlayabilecek şekilde gerçek kullanım koşullarından daha yüksek sıcaklıklarda daha kısa sürede uygulanabilecek test koşulları geliştirilmiştir [7]. Geliştirilen bu koşullar birçok ülkede standardize edilmiştir. 

Spesifik Migrasyon Testleri: Spesifik göç, belirli maddelerin toksikolojik önemi ile sınırlı göçünü ifade eder [2]. Spesifik migrasyon özellikle toksikolojik açıdan önemli olan ya da migrasyon mekanizmasını ve miktarını belirlemek için düzenlenmiş deneylerde kullanılan bileşiklerden bir veya birkaç tanesinin belirlenmesi amacıyla yapılır [8].

Spesifik migrasyon özellikle toksik etkisi olan maddelerin geçiş miktarının belirlenmesi açısından önemlidir. Madde göçünün limitlerin altında olup olmadığının kontrol edilmesinde uygulanır. Toplam migrasyon hem toksik maddelerin hem de toksik olmayan maddelerin toplam göç miktarını verirken spesifik migrasyon yalnızca toksik maddelerin göç miktarını verir [7].

5.Sonuçlar

Plastik film ambalaj malzeme bileşenlerinin yapısında bulunan katkı maddeleri ve konu ile ilgili yapılan çalışmalar incelendiğinde görülmüştür ki; bu maddelerin gıda ile etkileşimleri sonucunda insan sağlığını olumsuz etkileyebilecek koşullar ortaya çıkabilmektedir. Özellikle migrasyonu ortaya çıkaran sıcaklık, temas süresi gibi faktörler dikkate alınmadığında bileşenlerin etkileşimi ile gıdanın yapısını bozan migrasyon aynı zamanda insan sağlığı için de bir tehdit olmaktadır. Bu tehdidi önlemek amacıyla zorunlu yasal düzenlemeler ve standardizasyonlar dikkate alınmalıdır. 

Güvenilir gıda anlayışı kapsamında gıdanın raf ömrü ve gıdanın organoleptik özellikleri ambalajın kalitesine bağlıdır. Plastik film ambalajlarda ise kaliteyi belirleyen en önemli faktörlerden birisi plastiğin yapısındaki bileşenlerin migrasyonunun belirli yasal limitler altında olmasıdır. Bu yasal limiter ve analiz yöntemleri ülkemizde ve dünyada belirli kuruluşlar tarafından belirlenmiştir. Ülkemizde güvenilir gıda ambalajı üretmek için Türk Gıda Kodeksi tarafından “Gıda Maddeleri ile temasta bulunan madde ve malzemeler tebliği”  ile temasta bulunan madde ve malzemelerin tekniğine uygun ve hijyenik şekilde üretim, işleme, depolama, taşıma ve pazarlamasını sağlamak üzere bu madde ve malzemelerin özellikleri belirtilmektedir. Yine ülkemizde Türk Gıda Kodeksi tarafından plastik malzemelerin migrasyonuna ilişkin olarak “Gıda Maddeleri ile Temasta Bulunan Plastik Madde ve Malzemelerin Bileşenlerinin Migrasyon Testi İçin Temel Kurallar Tebliği” ile gıda maddeleri ile temasta bulunan plastik madde ve malzemelerin bileşenlerinin gıdaya migrasyonuna ilişkin analizler için gerekli olan kurallar belirtilmiştir.

Sonuç olarak; plastik esaslı ambalajların üretiminde migrasyonun önemli bir etken olduğu dikkate alınarak yasal sınırlamalara ve test sürecindeki standardizasyonlara uygun üretim yapılmalıdır. Böylelikle kanser, karaciğer hastalıkları, cilt sorunları gibi insan sağlığını olumsuz etkileyebilecek durumlar önlenmiş olacaktır.

6.Kaynaklar

[1]Kızılırmak, Ö., (1996), “Çeşitli Plastik Ambalajlardan Gıdalara Geçen Toplam Madde (Toplam Migrasyon) Miktarlarının Belirlenmesi”, Ege Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, 5 – 8, 24 – 25.

[2]Meulenaer, B. D., (2002), “Chemical Interactions Between Packaging Materials and Foodstuffs”, Ghent University Open Archive, 9, 37.

[3]Yıldız, F., İlalan, K., (2013), “ODTÜ Gıda Ambalaj Malzemeleri Araştırma Projesi”, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü, Sağlıklı Yaşam Projesi, 21-28, 180, 185.

[4]https://firatozel.wordpress.com/ , (Erişim Tarihi: 20.09.2018 ), “Gıda Ambalajlarında Migrasyon”,  Açık arşiv Pdf, 4.

[5]Çinibulak, P., (2010), “Gıda Ambalajlarında Migrasyon”, Namık Kemal Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, 19-22, 29.

[6]Altuntaş, Ü., (2014), “Türkiye’de Satışa Sunulan Bazı Gıdalarda Ambalaj Materyallerinin Migrasyonun Ölçülmesi”,  İstanbul Teknik Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü,  Yüksek Lisans Tezi,   5, 9, 14.

[7]Çalışkan, S., (2001), “Yağlı Gıdaların Ambalajlanmasında Kullanılan Bazı Plastik Materyallerin Toplam Migrasyon Değerlerinin Saptanmasında İzooktan Kullanılması”, Ege Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, 17, 22, 23.

[8]Doğan, C., (2010), “Gıda ile Temas Eden Madde ve Malzemeler, Migrasyon Testleri ve İlgili Yönetmelikler”, Tübitak MAM, İstanbul, 9.

[9]Ardic, M., Kahve, H. I., Duran, A., (2015), “Chemical Migration in Food Technology”,  Academic Journal of Science,  ISSN: 2165-6282,   164, 166.

[10]Esmer, Ö. K., (2003), “Karbondioksitli İçecek Ambalajı Olarak Kullanılan Pet Şişelerin Bazı Migrasyon Özeliklerinin Belirlenmesi”, Ege Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Doktora Tezi, 2.

[11]Özhan, G., (2016), “Gıda Ambalaj Materyallerinin Güvnilirliği”, (AVES İstabul) İstanbul Üniversitesi Akademik Veri Yönetim Sistemi Açık Arşiv, 5, 10.

[12]Tural, S., (2013), “Gıda Ambalajları ve Migrasyon”, Michigan Eyalet Üniversitesi -Samsun Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü Gıda ve Yem Şube Müdürlüğü, Tarım Bakanlığı Açık Arşiv, 18, 19, 21.

Öğr. Gör. Pelin HAYTA

Doç. Dr. Semiha YENİDOĞAN

Doç. Dr. Cem AYDEMİR

Öğr. Gör. Begüm MUTLU

Bu makale 6.Uluslararası Matbaa Teknolojileri Sempozyumu’nda yayınlanmıştır.

Sürdürülebilir Ürün Yaşam Döngüsü Yönetimi Yaklaşımı: PLM

Özet

Sürdürülebilir kalkınma, dünya çapındaki temel sorunlardan biri olmuştur. "Yeşil bir şirket" olmak için, ekomarka ve geri dönüşüm yaklaşımı endüstrilerce iyi anlaşılmış, fakat işletmelerdeki istenmeyen israf etkisi her zaman fark edilemez. Geleceğin endüstrileri, kendini adamış kişiler aracılığıyla tüm tedarik zinciri içinde sorumlulukları paylaşan ve gerçekleştirilmesi gerekilen bir Yeşil Ürün Yaşam Döngüsü Yönetimi stratejisine sahip olmalıdır.

Bu çalışma, yeşil ürün yaşam döngüsüne yönelik temel aşamaları içeren bir yaklaşımı açıklamaktadır: tasarım, üretim ve hizmet, kullanılabilirlik ve geri kullanım. Tüm bunlar irdelendiğinde, ürün yaşam döngüsünü dikkate alan sürdürülebilir ürün geliştirme için bir çerçeve önerilmektedir.

Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilirlik, Ürün Yaşam Döngüsü Yönetimi, Yeşil Üretim, Ürün Geliştirme

Bir Ambalaj Olarak Yumurta Viyolünün Önemi ve Sektördeki Güncel Gelişmeler

Yumurta doğal bir ambalaja (kabuk) sahip olsa da son derece kırılgan bir üründür ve kullanım ve taşıma sırasında kabuk hasarlarından dolayı ciddi kayıplar meydana gelebilir. Temel besin maddesi olan yumurtanın kabuk deformasyonuna karşı korunması ve tazeliğinin uzun süre muhafaza edilmesi ülke ekonomisi için büyük önem taşımaktadır. Nakliye ve depolama kaynaklı kayıpların azaltılmasında basit ve pahalı olmayan yeni metotlara ihtiyaç duyulmaktadır. Taze yumurtanın üstün kalitesinin depolama ve nakliye süresince muhafazası ancak yumurtanın birincil ambalajı olan ve depolama ile nakliyede kritik önemi olan yumurta kolisi olarak kullanılan ‘viyol’ kalitesinin arttırılması ile mümkün olabilmektedir.

Taze yumurta ekonomik değerinin yanı sıra, tüm besinler içerisinde sindirilebilirliği yüksek olan, anne sütünden sonra insanın ihtiyacı olan tüm besin öğelerini yapısında bulunduran en kaliteli proteine sahip tek besindir. Yumurtanın içerdiği kaliteli proteinin besleyici değeri de yüksek olup, insan vücudunda sentezlenemeyen ve dışarıdan vücuda alınması gerekli olan "elzem amino asitleri" yeterli ve dengeli miktarlarda içermektedir. Bu açıdan yumurta, yetişkin bir bireyin günlük olarak gereksinim duyduğu esansiyel besin öğelerini içeren fonksiyonel temel bir gıda maddesidir [1-3].

Atık mevzuatındaki en güncel değişiklikler ışığında rotalar belirlenmeli

TOMRA Geri Dönüşüm Başkanı Tom Eng, Avrupa ve uluslararası atık mevzuatındaki son değişikliklerden bazılarına dikkat çekerek, bu değişikliklerin atık işleme operatörleri açısından sonuçlarını değerlendirdi.

Küresel atık ve geri dönüşüm sektörü, sıkı düzenlemelere tabi tutuluyor ve uluslararası mevzuata ek olarak neredeyse her bir ülke, atık işleme operatörlerinin uyması gereken ayrı düzenlemelere sahip bulunuyor. Atık mevzuatı, sektörümüzün bel kemiği ve genellikle mevzuattaki tüm değişikliklere olumlu yaklaşılıyor. Çünkü mevzuatlar, her zaman geri dönüşüm kalite standartlarını daha da artırmayı veya yerel, ulusal ya da uluslararası düzeyde geri dönüşüm oranlarını artırmayı hedefliyor.  

Yürürlüğe giren en yeni üç mevzuat değişikliğini değerlendirmek isteriz: Basel Sözleşmesi Plastik Atık Değişiklikleri, Çin'de katı atık ithalatının yasaklanması ve kısaca Avrupa Yeşil Mutabakatı. 

Kâğıt ve Ambalaj ürünleri pazarında ne gibi değişiklikler olacak?

Kâğıt ve Ambalaj üreticileri önümüzdeki senelerde pazarda ne gibi değişiklikler beklemeli? Trendlerin satış ve müşteri ekosistemine etkilerine nasıl cevap verilmeli?

Son 5 yılda kâğıt ve ambalaj sektörü için en önemli iki trend dikkat çekiyor: Sürdürülebilirlik ve Dijitalleşme. Gerçekleştirdiğimiz projeler ve sektörün önemli oyuncularının katıldığı araştırmalarımızda özellikle bu trendlerin öneminin giderek arttığını ve önümüzdeki 3 yıl içerisinde daha da kuvvetlenerek üreticilerin ürün yönetimi, değer zinciri, satış ve fiyatlandırma süreçlerine direkt olarak etki edeceğini ön görüyoruz. Olağan gidişata ek olarak pandemi (özellikle dijitalleşmede) bu iki trendin yaygınlaşmasında ve hızlanmasında önemi rol oynuyor. Peki şirketler pandemi ile hız kazanan sürdürülebilirlik ve dijitalizasyon trendlerinin etkilerine nasıl adapte olabilirler? Trendler ile değişen satın alma davranışları nasıl fırsata çevrilebilir?

Ürün Yaşam Döngüsü Yönetimi ve Gıda Sektöründe Dijital Dönüşüm

Özet

Gıda ürünleri, bozulabilir nitelikte ürünler olduğundan, insan sağlığını tehlikeye atmayacak şekilde gıda vasfını koruması için üretim anından tüketiciye ulaştığı ana kadar kontrol altında olmak durumundadır. İzlenebilirlik sistemleri aracılığı ile yapılan bu kontrol hem ürünlerin ekonomik anlamda kaybını önlemekte hem de israfın önüne geçilmesini sağlamaktadır. Çünkü artan nüfus, her geçen gün gıda talebini artırdığı gibi, arzın da yetersiz kalması tehlikesini ortaya çıkarmaktadır. Bu bağlamda gıda ürünlerinin ürün yaşam döngüsünün yönetilmesi gereklidir. Bu yönetim ise dijital dönüşüm ile mümkündür. Bu derleme çalışmasında gıda sektöründe dijital dönüşüm konusuna yer verilmiş ve dijital dönüşümün nasıl sağlanacağı tartışılmıştır.

Anahtar Kelimeler: Gıda, gıda sektörü, ürün yaşam döngüsü, izlenebilirlik, dijital dönüşüm 

1. Giriş

İnsanlığın ortak mirası olan tarımsal faaliyet, yüzyıllardır hatta binyıllardır bir önceki neslin keşfettiklerini ve uyguladıklarını bir sonraki nesle aktarması yolu ile yapılagelmiştir. Ancak 20.Yüzyıl ile birlikte dünya nüfusunun neredeyse 7 kat artması nedeniyle gıda ve beslenme problemleri ortaya çıkmıştır. Bu da binyıllardır nesilden nesle aktarılan geleneksel tarım yöntemlerinin yetersiz kalmasına ve terkedilmesine neden olmuş, geleneksel tarımın yerini yüksek verimlilik ve hasat elde edebilmek için her türlü kimyasal ilaçların kullanıldığı modern tarım almıştır. Fakat bu da her ne kadar gıda yetersizliği sorunu ortadan kaldırmışsa da bu kez obezite ve kalp rahatsızlıkları gibi kimyasal ilaçların kullanımına bağlı hastalıklarda artışa neden olmuştur. Bu nedenle modern tarımın da alternatifi düşünülmeye başlamış ve 1980’lerden itibaren organik tarım ve organik gıda üretimine geçilmeye başlanmıştır.  

T-MAX Hammadde Stoklama Siloları

Günümüzde plastik endüstrisinde hammaddelerin az yer kaplayarak daha güvenilir, ekonomik ve daha uygun şartlarda saklanıp korunması hammadde stoklama silo sistemleri ile sağlanmaktadır. 4 metre veya daha yüksek bir alanınız var ve insan boyunun üstünü verimli olarak kullanamıyorsanız hammadde stoklama siloları ile bu alanı en verimli şekilde kullanarak %80’e yakın alan tasarrufu sağlayabilirsiniz. 

Çok çeşitli silo sistemleri olmakla birlikte bu yazıda korozyona karşı dayanıklı, aynı zamanda ekonomik yönden avantajlı mühendislik çözümü olan Sıcak Daldırma Galvaniz (SDG) ve Magnelis®  Kaplama Modüler Silo Sistemleri üzerine duracağız.

Kaplama Yöntemleri

Korozyon doğal bir olaydır ve maalesef tamamen ortadan kaldırılamaz ama bazı yöntemlerle kontrol altına alınabilir. Kaplama yöntemlerinde amaç; çeliğin hava ile olan temasını kesip kimyasal reaksiyona girmesini önleyerek alt katmanda bulunan malzemeyi korozyona karşı korumaktadır. Bu şekilde metallerin oksidasyonunu (paslanmayı) engelleyerek kullanım ömrünü uzatıp aşınmaya karşı direnci arttırmaktır.

Polimer Malzemelerin Isıl İletkenlik Özelikleri

1.Giriş

Polimer kompozitler, hafiflik, kolay işlenebilirlik, dayanıklılık ve düşük maliyet gibi özelliklerinden dolayı birçok uygulama alanında kullanılmaktadırlar. Polimer kompozitlerin özellikleri farklı yöntemler kullanılarak daha çok geliştirilip yeni uygulama alanları kazandırılmaktadır [1,2,3]. Elektrik elektronik uygulamalarında kullanılan malzemelerde ısı birikmesi cihazın performansını olumsuz etkilemektedir [1,4,5]. Bu nedenle, malzemelerde biriken ısının hızlı bir şekilde dağıtılması gerekmektedir [2,3]. Bu problemin giderilmesi için yüksek ısıl iletkenlik özelliğine sahip polimer kompozitleri tercih edilmektedir [2,3]. Polimer malzemelerin ısıl iletkenliği genellikle 0,1–0,5 W/mK arasındadır [6,7]. Polimer malzemelerin, ısıl iletkenlik özellikleri karbon, seramik ve metalik dolgu malzemeleri kullanılarak geliştirilmektedir [1,6,7].  

Gelişen teknoloji ile birçok alanda ihtiyacımızı karşılayan elektronik malzemeler hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Isı iletimi elektronik malzemelerin performansı, ömrü ve güvenilirliği için kritik bir öneme sahiptir [8,9]. Isıl iletken kompozit malzemeleri, hafif, iyi kimyasal direnç, mükemmel yalıtım performansı ve ekonomik üretim özellikleri sayesinde ısı dağılımı uygulamalarında daha önemli hale gelmektedir [10]. Bununla birlikte üç boyutlu çip bellekleri, esnek elektronikler ve ışık yayan diyotlar gibi yeni uygulamaların ortaya çıkmasıyla ısı yayılımı bir problem olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu problemin giderilmesi için yüksek ısıl iletkenliğe sahip kompozit malzemelere olan ihtiyaç giderek artmaktadır [8,9].

Covid-19 pandemi sürecinin kişisel koruyucu ekipman ve ambalaj atık yönetimine etkileri

Özet

Covid-19’a bağlı olarak ekonomik faaliyetlerin azalmasının dünyanın farklı şehirlerindeki hava kalitesini önemli ölçüde iyileştirdiği, sera gazı emisyonunu, su kirliliğini ve gürültüyü azalttığı birçok çalışmada rapor edilmektedir. Bununla birlikte pandemi sürecinin; tıbbi atıkların artması, dezenfektanların, maskelerin ve eldivenlerin insanlar tarafından gelişigüzel kullanımı ve kullanım sonrasında çevreye atılması gibi bazı olumsuz sonuçları da bulunmaktadır. Bu olumsuz durumlar atık yönetiminde önemli zorluklar ortaya çıkarmış ve devlet otoritelerini salgının atık yönetim sistemleri üzerindeki potansiyel etkilerini azaltmaya yönelik yeni uygulamalar arayışına yöneltmiştir. Bu derlemede Covid-19 pandemi sürecinde ortaya çıkan plastik atıkların nedenleri, atık yönetimi uygulamaları ve atıkların çevresel etkileri irdelenmeye çalışılmıştır. 

Anahtar kelimeler: Covid-19, pandemi, plastik, ambalaj, atık yönetimi

Pazarlamada ürün yaşam döngüsü kavramları

Giriş

Küresel rekabetin her geçen gün arttığı, arz-talep dengelerinin sürekli olarak yenilendiği günümüzde pazarlara yeni ürün sunmak gerekmektedir.  Yenilik kavramı günümüz üretimleri için sürdürülebilir rekabet üstünlüğünün en önemli dinamiği ve ekonomik yapıları için de itici gücü haline gelmiştir. Yeniliği bu kadar önemli noktaya taşıyan nedenler arasında ürünlerin yaşam eğrilerinin doğru planlaması ve geliştirilen stratejilerin çevresel faktörlere bağlı olarak hızlı değişkenlik göstermesidir.

Her sektördeki ürün gamının artması, müşteriye sunulan seçeneklerin çoğalması işletmelere her dönemde gelişime açık olmaları gerekliliğini hatırlatmaktadır. Her geçen yıl taleplerin farklılıkları daha da artmakta, bu taleplere gelecek çözümlerin hızlanması beklenmektedir. Tüketim toplumunun en büyük göstergesi olan hız kavramı, ürünlerin yaşam döngülerinin kısalmasına neden olmaktadır.

Her bir yenilik, bir başka kavramın kapılarını açarken, süregelen birçok üretimi derinden etkilemektedir. Bu hızlı dengede her geçen gün yeni ürünler gelişirken, gelişimini tamamlamış birçok ürününden portföylerinden çıkarılması gerekmektedir. Pazarlama çalışmalarının hızlık kazandığı günümüzde, ürün yaşam eğrisinin dikkatli planlanarak yönetilmesi çok önemlidir.

Gıda Ambalajlamada Nanoteknoloji

Özet

Nanoteknoloji yüzyılın en önemli gelişmelerinden bir tanesidir. Gıda endüstrisinde de nanoteknolojiden yararlanılmakta olup, ambalajların matriksine eklenen nanopartiküller aracılığıyla bariyer, mekanik ve termal özelliklerinin geliştirilmesi sağlanmaktadır. Bununla birlikte polimerlere eklenen aktif nanomateryaller, etilen ve oksijen tutuculuk yanında, antimikrobiyal özellik kazandırma gibi fonksiyonlarıyla gıdaların raf ömrünün artırılması amacıyla da kullanılmaktadır. Fakat tüm bu olumlu yönlerinin yanında, güvenlik ve sağlık konusunda endişeler de bulunmaktadır. Bu nedenle bu derlemede, gıda ambalajlama uygulamalarında kullanılan nanopartiküller ve nanoteknoloji konusunda yaşanan endişeler hakkında bilgi verilmektedir.

1.Giriş

Küreselleşme, sosyal-kültürel değişimler ve mikrobiyal kontaminasyon sonucu bozulmuş gıdaların tüketimi nedeniyle gıda kaynaklı hastalıkların artması; tüketicilerin kimyasal ve mikrobiyolojik açıdan güvenli gıdaya olan taleplerinin artmasına neden olmaktadır [1]. Bu nedenle, gıdanın üretimden son kullanıcıya ulaşıncaya kadar olan süreçte iyi biçimde korunması; uygun ambalaj malzemelerinin kullanılmasını gerektirmektedir [2]. Genel olarak ambalajlama materyalleri; ürün çeşidine ve istenen raf ömrüne bağlı olarak ambalajın mekaniksel, termal ve bariyer özellikleri göz önüne alınarak seçildiğinden, birçok kuruluş ve araştırmacı gıda ambalajlamada nanoteknolojiyi kullanarak ambalaj materyallerinin geçirgenlik özelliklerini değiştirmeyi, gıdaların raf ömrünü arttırmayı ve gıda güvenliğini sağlamayı amaçlamaktadır [3].

Plastik Üretim Yönteminde Gaz Destekli Enjeksiyon Teknolojisi (GIT)

Özet:

Enjeksiyon kalıplama, polimer ürünlerinin işlenmesi için kullanılan en yaygın teknolojilerden biridir. Farklı tiplerdeki reçinelerin işlenmesi için enjeksiyonla kalıplama kullanılmasına rağmen, enjeksiyonla kalıplanmış polimerlerin çoğu termoplastiklerdir. Son yıllarda, termoplastik parça üretiminde; malzemeden kazanç sağlanması, parça kalitesinin iyileştirilmesi, çevrim süresinin azaltılması, tasarımda serbestlik ve malzeme birleşme çizgilerinin azaltılmasına olanak sağlayan akışkan destekli üretim yöntemleri, yenilikçi teknolojiler olarak değerlendirilmektedir. Akışkan destekli üretim teknolojisinin temeli olan Gaz Destekli Enjeksiyon Teknolojisinde (GIT), henüz katılaşmamış olan plastik parçaya basınçlı   (Azot) ve/veya C  gazı gönderilerek parça içinde kontrollü boşluk oluşması sağlanır. Bu teknoloji ile daha düşük enjeksiyon basınçları, daha düşük malzeme kullanımı, daha az çekme ve çöküntü izleri ve daha yüksek yüzey kalitesinde parça üretimi gerçekleştirilebilmektedir. Dolayısıyla maliyeti yaklaşık %25 azaltmaktadır. Gaz enjeksiyonla imalat parça tasarımı olarak da oldukça fazla esneklikler sağlar. Bununla birlikte gerektirdiği ekipman ve bazı ilave masraflar bu yöntemin dezavantajlarındandır.

Anahtar Kelimeler: Gaz destekli enjeksiyon teknolojisi, Termoplastik

Endüstriyel Uygulamalarda ERP & PLM Entegrasyonu

PLM (Product Life Cycle Management) yani ürün yaşam döngüsü yönetimi ile ERP (Enterprise Resource Planning) kurumsal kaynak planlaması her ne kadar bir arada anılsa da aralarında farklar bulunmaktadır. PLM’siz ERP, ERP’siz PLM düşünülemez. Birbirlerini tamamlayıcı özelliklere sahip olan PLM ve ERP yazılımları ikilisi, beraber entegre bir halde çalıştıkları zaman enformasyonun önemli olduğu kurumlarda şirketlerin haberleşme becerilerini sağlıklı kılmaktadır. Bu sayede firmaların performansları ve verimlilikleri de bir üst düzeye kolaylıkla çıkmaktadır.

1.1 Bu iki yazılımın arasındaki farklar nelerdir?

•ERP maddi varlıklarla alakalıyken, PLM entelektüel sermaye ile alakalıdır.

•ERP’nin odak noktası kontrol ve planlamadır, PLM inovasyonla ilgilenir.

•ERP’de mühim olan müşterinin siparişinin hazırlanmasındaki süreçtir, PLM ürünün yaratılması konusunda destek verir.

•ERP’nin çalışma biçimi kontrollüyken, PLM esnektir.

•ERP talep ve sipariş mantığıyla çalışır, PLM müşterinin ihtiyaçlarını analiz eder.

•ERP’de verilerin birbirleri ile olan ilişkisi daha statiktir. PLM’de ise ağ verileri arasındaki uyum dinamik olarak nitelendirilebilir.

• PLM yazılımı, esnek bir veri yapısına sahiptir. PLM’de görsel bilgi ve gösterge tablolarının gereksinimlerinin yanı sıra, ürünlerin dijital ortamda üretilmesi ve üzerinde değişiklik yapılabilmesi şansı vardır. ERP yazılımında ise tekrar eden işlemlerin, yürütme odaklı, kontrollü ve iyi tanımlanmış iş süreçleriyle bağı sağlanmaktadır.

Gıda Ambalajlarında Sürdürülebilirlik

Özet 

Nüfusun artmasıyla, insanların günlük ihtiyaçlarını karşılamak için kullandığı hizmetler çevreye zararlı hale gelmeye başlamıştır. Bu sınırlı kaynakların aşırı kullanımı, gelecek açısından tehlike oluşturmaktadır. Ürünlerin doğru tüketimi ve yaşam tarzlarının değiştirilmesi için tüketicinin bilinçlenmesi önem taşımaktadır. Bu süreçte, ambalaj tasarımı ve paketler hakkında tüketicilerin sürdürülebilir tüketim davranışına yönlendirilmesi önemli rol oynamaktadır. Bu çalışmada, sürdürülebilirlik kavramı ve gıda ambalajlamada kullanımına yönelik uygulamalar derlenmiştir.

1.Giriş

Canlı varlığının sürdürülebilmesi için buna uygun çevrenin ve doğal kaynakların iyi durumda olması gerekmektedir. Sürdürülebilirlik kavramının hayatımıza girmesiyle çevresel sorunlara çözüm bulunması ve yaşamın korunması amaçlanmaktadır. Sürdürülebilirlik ekonomi, tasarım, mimari, mühendislik vb. birçok alanda uygulanabilmektedir ve uygulandığı her alanda çevreyi korumaya yöneliktir (Özsoy, 2020).

Atık maddelerin değerlendirilmesi

Özet

İnsan nüfusunun giderek artması, dünyada bulunan kaynakların tükenmeye başlaması, çevre kirliliklerinin artması endüstri sahiplerini ve girişimcileri maliyeti azaltan hammadde, yan ürün, enerji kaynağı kullanımı gibi fikirlere yöneltmiştir. Bu amaçların gerçekleştirilebilmesi için atıkların geri kazanılması ve sürdürülebilir yeni kaynakların kullanımı konularına yönelik araştırmalar yoğunlaşmış ve bazı çalışma sonuçlarından umut verici gelişmeler elde edilmiştir. Bu makalede atık maddelerin değerlendirilmesi ile ilgili son yıllarda yapılan dikkat çekici çalışmalar derlenmiştir.

Anahtar Kelimeler: Atık, Sürdürülebilir, Ekonomik, Endüstri, Teknolojik

Ambalaj Materyallerinde Meydana Gelen Son Gelişmeler

Özet

Ambalajlama; gıdaların raf ömrünün uzatılması, kullanımı kolaylaştırması ve depolama ya da taşınım sırasında fizikokimyasal hasarlara karşı koruma gibi yararlarından dolayı gıda endüstrisinde kritik bir role sahiptir. Ayrıca bakteri, virüs ve fungilerin sebep olduğu birçok gıda kaynaklı hastalık ve kontamine gıda ürünlerinden hastalık geçme riski, gıdaların paketlenmesi işleminin önem kazanmasını sağlamıştır. Ancak petrol bazlı paketleme malzemelerinin kullanılması tüketicileri tedirgin ettiği için üreticileri yeni tip ambalaj üretimine itmektedir. Bu çalışmada ambalaj materyallerinde ortaya çıkan son gelişmelerle ilgili yapılan araştırmalar üzerine bir inceleme yapılmıştır.

Anahtar Kelimeler: Ambalaj, nanoteknoloji, yenilebilir, antimikrobiyal, taşıyıcı

Biyobozunur nanokompozit ambalaj materyallerinin gıda endüstrisindeki yeri

Özet

Günümüzde artan insan popülasyonuna bağlı olarak çağdaş yaşamın adeta mihenk taşı olan gıda ambalaj materyalleri, gıda güvenliğini ön planda tutarken gıda atıklarının da azaltılmasına katkı sağlamaktadır. Son zamanlarda, artan çevre bilinciyle birlikte biyolojik olarak parçalanabilen ve bu sayede çevre ile uyumlu olan ambalaj materyallerine ilgi büyüktür. Fakat gıdaların korunmasında oldukça önemli bir yere sahip olan ambalaj materyalleri çoğunlukla fosil yakıtlardan elde edilmektedir. Parçalanamayan bu malzemeler küresel olarak çevresel bir atık sorununu beraberinde getirmektedir. Bu atık sorununun engellenebilmesi için başvurulan nanoteknolojik uygulamalar bir devrim niteliği taşımaktadır. Bu çalışmada, gıda kalitesinin arttırılmasında ve ambalaj atıklarının azaltılarak biyolojik olarak bozunabilen, biyobozunur, nanokompozit ambalaj materyallerinin gıda endüstrisindeki önemi hakkında bilgi vermek amaçlanmıştır. Nanoteknoloji ile ambalaj malzemelerinde moleküler düzeyde çalışmalar yapılabilmektedir. Yenilenebilir kaynakların göz önünde bulundurulmasıyla biyobozunur nanokompozit ambalajlar, bilim insanları için nanoteknolojik uygulamaların önemli bir araştırma alanını oluşturmaktadır. Ambalaj materyallerinin biyolojik olarak bozunması, canlı mikroorganizmalar tarafından salgılanan enzimler varlığında karbon bulunduran kimyasal komponentleri ayrıştıran bir süreçtir. Nano partiküller, biyobozunur polimer materyallere modifiye edilerek mevcut özelliklerin iyileştirilmesini sağlamaktadır. Biyonanokompozitler özellikle gaz bariyeri, termal ve mekaniksel özellikleri geliştiren nano bazlı malzemelerdir. Bu malzemeler, gıda kalitesinin uzun süre muhafazasında başarılı olmaları ve diğer malzemelerle karşılaştırıldıklarında çevreye olan olumsuz etkilerinin daha az olması nedeniyle nanoteknolojik gelişmelere bağlı olarak tercih yelpazesindeki yerini her geçen gün daha da genişletmektedir.

Anahtar Kelimeler: Gıda, Gıda Kalitesi, Gıda Güvenliği, Biyobozunur, Nanokompozit, Ambalaj

Enjeksiyonla Kalıplama Prosesinde Kayıpların Azaltılması İçin Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

Şekil 1. Enjeksiyon ile kalıplanarak üretilen ürünlerin bazı kullanım alanları [2-4]Özet

Uzun yıllardır kullanılan enjeksiyon ile kalıplama teknolojisi sayesinde birçok farklı geometrideki ürün, seri bir şekilde uygun maliyet ile üretilmektedir. Enjeksiyon ile kalıplama birçok adımdan oluşmaktadır ve farklı sebeplerden kaynaklanan hataların görülmesi mümkündür. Karşılaşılan yanık izleri, birleşme izleri, eksik parça, çöküntü, çekme, kalıba yapışma gibi kaliteyi düşüren hatalar birçok faktöre bağlıdır. Bu çalışmada parça tasarımı kaynaklı kayıplar, kalıp tasarımı kaynaklı kayıplar, malzeme seçimi kaynaklı kayıplar, makine, personel kaynaklı kayıplar, enerji kullanımı ve kayıpların azaltılması için alınabilinecek önlemler incelenmiştir.

Sanayi Kuruluşlarında ERP ve PLM Entegrasyonu

Günümüzde üretim yapan şirketlerin rekabeti korumak için müşterilerine daha iyi ürün kalitesi, hız ve yenilik sunmaları gerekmektedir. Gelişen teknolojilerle birlikte rekabette bir adım öne geçmek için şirketler, ürün inovasyonu ile farklılaşırken, kârlılığı artırmayı ve birim başına düşen maliyetleri azaltmayı hedeflemelidirler. Kurumsal Kaynak Planlama ve Ürün Yaşam Döngüsü ürünlerin fikir aşamasından son kullanıcıya ulaşana kadar tüm süreçlerini uçtan uca destekleyerek ürün yaşam döngüsünü etkin bir şekilde yönetmenizi sağlar.

Enjeksiyon Kalıplama Yöntemi ile Üretilen Plastik Parçaların Maliyetine Etki Eden Faktörler

Özet

Ürünün fonksiyonunun, temel özelliklerinin ve kullanım ömrünün yanında onun satılabilirliğini etkileyen en önemli faktör maliyettir. Plastik parça tasarımında dikkat edilmesi gereken en önemli nokta maliyet optimizasyonudur. Tasarım, üretim ve kalite kontrol aşamaları dikkate alındığında günümüzde en önemli maliyet kalemi üretimdir. Plastik parça üretimindeki maliyetler temel olarak incelendiğinde hammadde maliyeti, kalıp tasarımı ve üretimi maliyeti, üretim maliyeti, pazarlama maliyeti, çalışan maliyetleri ve fabrika sabit giderleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada enjeksiyon kalıplama yöntemi ile üretilen polimer esaslı ürünlerin maliyet analizinde dikkate alınması gereken önemli kriterler ele alınmıştır.

Kauçuk Kaplı Silindirlerin Üretimi ve Genel Özellikleri

Özet

Kauçuk kaplı silindirler, tekstil, polimer esaslı filmler/levhalar, kâğıt ve metal rulo/folyo imalatında, baskı ve matbaa endüstrilerinde prosesin temel elemanlarından birisidir. Kauçuk silindirler, yüksek derecede temas ve tutma sürtünmesi gerektiren uygulamalarda ve malzemenin bozulmaması gereken işleme uygulamalarında kullanılmaktadır. Bu derlemede kauçuk kaplı silindirlerin yapıları, bileşenleri, özellikleri, tarihsel gelişimi, avantajları, kullanım-bakım özellikleri ve üretim aşamaları verilmiştir. 

Reklam Alanı

Reklam Alanı

Reklam Alanı

Reklam Alanı